29 Aralık 2009 Salı
I believe all your lies,just pretend you love me
Melodrama bayılırım ya siz? Oğlu hasta yatağında bir annenin endişesi ve oğlunun yataktaki son sözleri, bir sevgilinin askere gitmeden önceki son aşk dolu sözleri, bir arkadaşın uzaklardan yazdığı ve üzücü haberlerle dolu mektubu,Bir çiftin kavgası, ölümden önceki son sözler (elektrik geçiyormu dur bir bakayım değil tabi:D), oğlunu reddeden bir baba,ve benzerleri.
Hayır psikolojik problemlerim yok ama genelde en sevdiğim film sahneleri bile üzücü haberlerle dolu sahnelerdir.Tüylerim diken diken olur.Sanırım duygularımın varlığını hissetmek sevdiğim nokta.
28 Aralık 2009 Pazartesi
the old man,never go again...
Bu aralar devamlı aranıyorum.Aynı kişi beni günde en az 3 kez arıyor ve 3ünde de aynı replikler söyleniyor.Bu telefon konuşmaları gittikçe kısalsada üçünde de aynı samimiyet aynı sevgi aynı ilgi var.Seviliyorum,ilgileniyor benle...Sevin beni sorgulamadan demiştim ya işte beni sorgulamadan seven biriyle konuşuyorum bu telefondaki sohbetlerde geçen zaman dilimlerinde.O beni gerçekten seviyor.Bana bişey olsa ona nasıl açıklarlar bilmiyorum.Hani mutsuz sonlarda olur ya kız ölür arkada kalan genç yakışıklı arkasından dayanamaz ve kendini ölümün kollarına atar.Öyle bir sevgi işte bizimkisi.İlk göz ağrısıyım onun.İlk minik aşkı.Sadece beni arıyor,benle konuşmak istiyor.Ne kendi canından oğluyla görüşmek istiyor aklına geliyor ne de başka torunuyla.Sadece benim sesimi duymak için aradığını söylüyor.Her seferinde ben aynı sevgiyle aynı ilgiyle ona karşılık veriyorum.
Yanlız bir adamdan bahsediyorum.Kaybından sonra yavaş yavaş dışarıyla ilişkisini kesen, sadece ölümü bekleyen,hafızısındaki birçok şeyi silmiş hatta gün için yaptığı şeyleri unutan beni seven bir adamdan bahsediyorum.Biricik yakışıklı dedem...
Hergün atlamadan beni gün içinden en azından 3 kere arar herseferinde benim hala lisede olduğumu sansada başarılar diler.İyi dileklerini söyler mutlu olur hatta zaman zaman mutluluktan sesi titrer ağlamaklı olur.Küçücük bir bebekken bezimi değiştirme işinden de nasibini almış selvi boylu yakışıklı dedem.Belki de başka bir erkekte bulamıyacağım sevgi ve ilgidir bu.Hafızasını kaybeden kimse beni hatırlamaz bence ne kadar aşık olsa da sevse de...Herkez gün içinde bu kısacık telefon konuşmalarına aynı replikleri 3 kez tekrarlama sabrını nasıl gösterdiğimi merak etse de ben bu telefon konuşmalarını ateşli aşk cümlelerine bedel buluyorum.Çünkü beni asla terk etmicek bir sevgidir,asla bitmicek bir ilgidir.Hatta annemin ''Irmak sevgilin arıyor'' demesi bile hoşuma gidiyor.Evet beni seven ve benimde sevdiğim bu kocaman yaşlı ama bi okadar da yakışılı adam benim sevgilim.Yaşlı biricik sevgilim...
Yanlız bir adamdan bahsediyorum.Kaybından sonra yavaş yavaş dışarıyla ilişkisini kesen, sadece ölümü bekleyen,hafızısındaki birçok şeyi silmiş hatta gün için yaptığı şeyleri unutan beni seven bir adamdan bahsediyorum.Biricik yakışıklı dedem...
Hergün atlamadan beni gün içinden en azından 3 kere arar herseferinde benim hala lisede olduğumu sansada başarılar diler.İyi dileklerini söyler mutlu olur hatta zaman zaman mutluluktan sesi titrer ağlamaklı olur.Küçücük bir bebekken bezimi değiştirme işinden de nasibini almış selvi boylu yakışıklı dedem.Belki de başka bir erkekte bulamıyacağım sevgi ve ilgidir bu.Hafızasını kaybeden kimse beni hatırlamaz bence ne kadar aşık olsa da sevse de...Herkez gün içinde bu kısacık telefon konuşmalarına aynı replikleri 3 kez tekrarlama sabrını nasıl gösterdiğimi merak etse de ben bu telefon konuşmalarını ateşli aşk cümlelerine bedel buluyorum.Çünkü beni asla terk etmicek bir sevgidir,asla bitmicek bir ilgidir.Hatta annemin ''Irmak sevgilin arıyor'' demesi bile hoşuma gidiyor.Evet beni seven ve benimde sevdiğim bu kocaman yaşlı ama bi okadar da yakışılı adam benim sevgilim.Yaşlı biricik sevgilim...
27 Aralık 2009 Pazar
I'm not the kid from your memories
Çoooook uzaklarda duymaya çalıştığınız o ses... Beklediğiniz,düşlerinizde gördüğünüz o adamdan birgün haber gelse nolur dersiniz?Sesini duysanız,konuşsanız?
Değişen hiçbirşey olmaz kaldığınız yerden devam edersiniz.Emin olun öyle olur, ben öyle yaptım çünkü...
Hay milonga de amor,hay temblor de gotán
Birkaç gündür yazmak istiyorum fakat nasıl yazıya dökeceğimi bilmiyorum.Kiminiz sapık olarak görebilir yada bir kaçık yada fazla açık sözlü...
Geçen hafta gittiğim ve ''son salsa dersim'' diye planladığım günden bahsetmek istiyorum.Her zamanki gibi sıradan bir ders, hocanın verdiği direktiflere uyuyorsun beynini boşaltıp bedenine odaklanıyorsun.Verdiği estetik hareketleri yapıncada kendini iyi hissediyorsun tabi iyi hissetme kısmında partnerinde payı var.Oldum olası çiftli dansları sevmemişimdir.Kendimi özgürce hareket edemiyor, karşımdakiyle uyumlu olmak için mücadele ettiğimi hissediyorum.Birde karşımdakinin bana hükmetmeside cabası.Erkek egemenliği var çiftli danslarda.Ama bir okadarda samimi ve eğlenceli:)
Partnerler yer değiştiriyor ve caanım hocamla dans etme şansı bana doğuyor.Veee işte yasak dans bachata.Yasaklanmasına hakveriyorum çünkü gerçekten yakın temas gerektiren bir dans.Uyumlu olmak ve dansın hakkını vermek istiyorsan partnerinden kaçmayacaksın tek bir vücutmuş gibi hareket etceksin.Bu sefer hocayla yapcağım son dans olduğunu bildiğimden tam anlamıyla bachata yapmak istiyordum çünkü sevgili hocamız önümüzdeki günlerde yeni kıtayı keşfetmeye oralardada latin rüzgarları estirmeye hazırlanıyor.Son dans beni cesaretlendirmişti.Bachatayı hakkıyla yapmak için elimden geleni yapcaktım.Ve şarkı başlar,hocamız usta adımlarıyla yaklaşır ve pozlarını verip dansa başlar.Gereğinden fazla yaklaşırız yaklaşırız upps sanırım çok ileri gidiyoruzdur.Ama adı üstünde bachata:P kesinlikle tavsiye ederim.Özelliklede benim gibi kalbi kırılmış kendini iyi hissetmek isteyenlere.Tek gecelik aşklar yerine profesyonel birileriyle bachata yapın kendinizi inanılmaz iyi,seksi,kadın hissetirecek.Partnerinizin iyi ve abaza olmamasına dikkat edin=))Çünkü dans ederken siz ateş oluyorsunuz.Ben müziğin eşliğinde alevlenmiştim ama partnerim ateşle herzaman oynadığından inanılmaz soğuk ama bir okadarda yakındı.Ateşle barut durumu yoktu zaten çocukcağız milyon tane ateşle dans ettiğinden kül olmuş sadece işini yapıyordu.Ama ben kendimi inanılmaz güzel,estetik,çok iyi dans ediyor gibi hissediyordum.Sevgilin olmayan biriyle bu kadar yakınlaşmak ilginç ama bir okadarda güzel.Bu hayata ölmeden önce yapılması gereken birşeymiş.O dakka da spot ışıklarının altında seksi kıyafetlerinizle olabildiğince estetik görünüp sahnede performansınızı sergilediğinizi hissediyorsunuz.Hiçbir şeyi sorgulamıyorsun,tanımak zorunda değilsin.Bu sadece bir kural.''Güzel dans etmek istiyorsan yakın olman şart!''.Bundan iyisi şamda kayısı..:D
Burdan tüm sevgilisi olan ve kız arkadaşları böyle ateşli danslara gitmek isteyen tüm erkeklere sesleniyorum.Sakın sevgilinizi öyle ortamlarda yanlız bırakmayın.Dansın,müziğin ve partnerinin büyüsüne hemen kapılabilir.4 dakika bile olsa başka diyarlara göç edip,bulutların üstünde dans edip yeryüzüne indiğinde sizi beyenmeyebilir.Beni duyabiliryor musunuz??????
21 Aralık 2009 Pazartesi
Please stop this song,i wont sing alone!
Sahneye çıktım.Tepemde tek kişiyi ısıtan lamba.Altında ben mutlu heyecanlı bir yandan da nasıl bir performans yapıcağımı ve şansıma gelecek olan şarkıyı bekliyorum.Önümde kocaman bir ekran yazılar geçiyor ardından şarkının bestesi.Hiç tahmin etmediğin bir beste bu,hiç bilmediğim anlam vermediğim sözler,Ne sözlere uyabiliyorum nede müziğe kulak veriyorum.Okadar başarısızımki arkadaşlarım gülüyor tanımadığım adamlar benle dalga geçiyor en güvendiğim insanlar bile üstüme domates atmak için aranıyor.
Ne yapıyorum ben?Yapmam gereken okadar kolayki,müziğe uyup sözleri takip etmem gerekiyordu,İşte kaderin cilvesi hiç bilmediğim bir yerden girdi kareografime hiç bilmediğim notalar...Güvendiğim insanlar bir canavara dönüştü,takip etmem gerekek sözler anlamsızlaştı,duymam gereken müziği duyamaz oldum.Bunu kendim istedim,sahneye kendi isteğimle çıktım.Bunlarla kendi isteğimle yüzleştim kimseyi dinlemedim herzamanki gibi.Şimdi sıra acı çekme faslında...
16 Aralık 2009 Çarşamba
Black or white..yeah yeah yeahh!
Vapurda sinmiş kitabı okurken o caaanım Kadıköye yaklaştığımızı farkettiğimde keyfimin kaçamasıyla kitabımı çantama atıp aşağıda soluğu almam bir oldu.Daha kalabalık olmamışken vapurun kapısına yanaştım ki kolay hemencecik ineyim koştura koştura bir sonraki seferime çıkayım diye.Yanıma yaklaşan siyahi o adamı farkedip şaşkına dönmem bir oldu tabi.Okadar siyahtı ki sanki karabatak gibiydi.Nasıl baktıysam bu bakışım karşımda duran yeşil deri ceketli 25, 26 yaşlarındaki delikanlıya kahkaha atmasına sebep olmuştu.Anlamadım başta baktım sonradan inene kadar geçen 30 sn içinde 4-5 defa gözlerimiz tekrar birleşti.İlginçti...Sanki eskiden beri tanıdığım bir sıcak kahkahaydı bu anılardan sıyrılıp açığa çıkmıştı.Tanımadığım bu adamın bana yakınlığı şaşırtıcıydı.
Vapur kadıköye yanaşmış,ben inmiştim.Oda tahminen hemen arkamdan indi.Karanlık kadıköy rıhtımında hızlı adımlarla yol alırken gece lambaları sayesinde oluşan gölgelerle dans ede ede yürüdüm.Bir yandan yağmur da bastırıyordu,ama ıslanmaktan korkmayan ben herzamanki gibi üşütmeyi göze alarak yağmura yüzünü aça aça yürüyordum.Arkamdan gelen ve peşimi bırakmayan bir gölge beni heyecanlandırdı.Sanırım o bilinmeyen yakınlığı hissetiren genç geliyordu.Bir ara okadar yaklaşmıştı ki kolumda tutup beni kendine çevirim bişey itiraf edicek hissi verdi.Heyecandan taşikardi olmuştum.Hızlandım ve arkamdan gelen gölge vazgeçti beni takip etmeyi.Gariptir ki gecenin o saatinde karşıma çıkacak bir sapıktan korkmak yerine peşimi bırakması beni hüzünlendirdi.Oda belki hayatının ancak son bir kaç saatini benle geçirmek isteyenlerdi.Gelmedi,vazgeçti...
Otobüsü kıl payı yakalamam ve eve yatağıma en azından kıl payı erken girmeme sebep olcağından kalbimdeki o hüzün bulutunu biraz olsun yarı bulutlu hale getirmişti.Ama ilginç olan otobüsteki diğer bir delikanlının dikkatini çekmemdi.Ne vardı acaba bende bugün.Soğuktan hiçde iddalı giyinmemiş kendi halinde ıslanıp makyajı akmış bir durumdaydım.Burnumdan damlayan sularıda bir yandan temizlememde cabasıydı.Yanindaki kız arkadaşını bırakıp benle ilgilenmeye başlamıştı.Kız bana okadar kızgındı ki inerken yaramaz çocukların suç işledikten sonra foyaları ortaya çıktığında annelerine affetmeleri için yaptıkları bir yüz ifadesiyle baktım. Ama güzel kız baya kızmış olmalı ki suratını çevirdi.Evimin karanlık sokaklarında yürürken gökyüzündeki karabulutlarla beraber benim kalbimde karardı ve yağmaya başladı.Nedenini bilmediğim göz yaşlarım yağmura karışcağını bildiğinden utanmadan akıyordu.Belki de farkedilmiyeceklerini anlamışlardır...
15 Aralık 2009 Salı
Love me love me,say that you love me...
Kafamda bir dolu konu,sorguladığım birçok şey arasından çekip çıkarmaya uğraştığım şu birkaç cümle sizi yorabilir.Anlaşılmaz bir yerlerdeyim şu aralar.Kafam arapsaçına dönmüş düşüncelerle dolup taşıyor,kalbim buz gibi bu soğuk kış gecelerinde çözülmeyi bekliyor,aynada baktığım kızın yansıması ben değil...
Nasıl biriyim ben?Çok mu kötüyüm? İstediğim tek şey mutlu olmak,mutlu edebilmek,eğlenmek,eğlendirebilmek.En kötü zamanlarda arkadaşlarımın yanında olup onları mutlu etmeyi görmek, kaliteli bir yaşam için düzgün bir kariyer yapabilmek, güvendiğim insanla aynı yatağı paylaşabilmek.Her genç kızın hayalerinde olduğu gibi benimkide sıradan ve basit.Ben hayatan ne istiyorum?
Sevilmek...Gerçek anlamda sevilmek,yaptığım işler karşılığında sırtımı sıvazlamasını istiyorum.Sevin beni,gerçekten sevin.Kaybetmekten korkun zaman zaman,hayatınızda öyle yer ediniyimki olmazsa olmazlarınızdan olmak istiyorum.Çünkü sizlerde benim için öylesiniz.Ne şu koca şehri- İstanbulu bırakıp gidebiliryorum sizin yüzünüzden, gittiğim yerlerin keyfini çıkaramıyorum.Ama sizin için önemli olduğumuda arada hissetmek istiyorum.
Çok mu karışık oldu bu? Ozaman şöyle anlatayım...Kocaman mutlu bir aileyiz biz.Aramızdakileri kimse bilemez,kimse anlayamaz ama beraber olduğumuzda da aşamıcağımız engel,çıkamıyacağımız yol yok sizle.Yeterki beraber olalım.Zaman zaman eksilsek başka yerlere dağılsakda aramızda kayıplar olsada biz birbirimize aittiz.Sonsuza dek.Uzun bir aradan sonra karşılaştığımızda içimizde hissetiğimiz minik üzüntüler olcaktır ama bunlar sadece beraber geçiremediğimiz zamanlar nedeniyle olur.Hepinizi seviyorum ve benide sevmenizi istiyorum.İnanın benden hiç bir zarar gelmez.Ben yalan sölemem, kıskanmam,huysuzlukta yapmam.Yemin ederim.Hep beraber olalım.Tıpkı minik küçük şirinler köyündeki şirinler gibi.Yanlız kalma korkusu yada zor durumda kaldığımda tek başıma naparım değil bu yakarışlarım.Sevdiklerimle olup,sevdiklerimle bir yaşam geçirip ölmek istememdir. Lütfen beni sevin,benden size zarar gelmez...
Nasıl biriyim ben?Çok mu kötüyüm? İstediğim tek şey mutlu olmak,mutlu edebilmek,eğlenmek,eğlendirebilmek.En kötü zamanlarda arkadaşlarımın yanında olup onları mutlu etmeyi görmek, kaliteli bir yaşam için düzgün bir kariyer yapabilmek, güvendiğim insanla aynı yatağı paylaşabilmek.Her genç kızın hayalerinde olduğu gibi benimkide sıradan ve basit.Ben hayatan ne istiyorum?
Sevilmek...Gerçek anlamda sevilmek,yaptığım işler karşılığında sırtımı sıvazlamasını istiyorum.Sevin beni,gerçekten sevin.Kaybetmekten korkun zaman zaman,hayatınızda öyle yer ediniyimki olmazsa olmazlarınızdan olmak istiyorum.Çünkü sizlerde benim için öylesiniz.Ne şu koca şehri- İstanbulu bırakıp gidebiliryorum sizin yüzünüzden, gittiğim yerlerin keyfini çıkaramıyorum.Ama sizin için önemli olduğumuda arada hissetmek istiyorum.
Çok mu karışık oldu bu? Ozaman şöyle anlatayım...Kocaman mutlu bir aileyiz biz.Aramızdakileri kimse bilemez,kimse anlayamaz ama beraber olduğumuzda da aşamıcağımız engel,çıkamıyacağımız yol yok sizle.Yeterki beraber olalım.Zaman zaman eksilsek başka yerlere dağılsakda aramızda kayıplar olsada biz birbirimize aittiz.Sonsuza dek.Uzun bir aradan sonra karşılaştığımızda içimizde hissetiğimiz minik üzüntüler olcaktır ama bunlar sadece beraber geçiremediğimiz zamanlar nedeniyle olur.Hepinizi seviyorum ve benide sevmenizi istiyorum.İnanın benden hiç bir zarar gelmez.Ben yalan sölemem, kıskanmam,huysuzlukta yapmam.Yemin ederim.Hep beraber olalım.Tıpkı minik küçük şirinler köyündeki şirinler gibi.Yanlız kalma korkusu yada zor durumda kaldığımda tek başıma naparım değil bu yakarışlarım.Sevdiklerimle olup,sevdiklerimle bir yaşam geçirip ölmek istememdir. Lütfen beni sevin,benden size zarar gelmez...
11 Aralık 2009 Cuma
across a crowded room...

İstanbul...Hep kalabalığından ,trafiğinden,insanlarından şikayetçiyiz.Bunu hiç bir zaman yararımıza çeviremedik.Kalabalıktan zevk alıp,trafikte akıp giden zamanı tutmayı çalışmadık.Ama bu sefer öyle olmadı.Trafikte,kalabalıkta,insanlarıda oyun oynadı... Biz zamanı yakaladık,kalabalığa saklandık,insanıyla kaynaştık yakınlaştık.Bizi bu hüzün şehri ayırdı,ancak o birleştirir...
10 Aralık 2009 Perşembe
who grows our dream that we left...

Sınırdasın, artık tüm gerçeklerin tüm çıplaklığıyla ortaya döküldüğü gecedir bu gece.Çünkü bu gece kan dökülebilir.Bütün yaşayanlar ölebilir.Herşeyin sonu bu gece.Benim son nefesimin alışının,beni son kez görüşün.Çünkü ben giotine giden son mahkumum.Kafamın koparılmasıyla beraber vücudumdan ayrılan beynim sayesinde gözlerimi sonsuz huzura yada sonsuz kargaşaya yumucam.Bunun sebebi sensin.Tüm kurtuluşlarımın,tüm yaşama göz kapayıp farklı bir boyutta göz açışımın.Hiç bişey artık eskisi gibi olmıcak.Hiçbirşey senle olmıcak.Ben ölücem.
Bunu ben seçtim,ben yaptım...Bütün kıyımların,bütün cinayetlerin sebebi benim.Kötüyüm ben sevemediğin kadar.
7 Aralık 2009 Pazartesi
6 Aralık 2009 Pazar
My little town blues...

Ne zaman kliniğin köşesinden dönsem mp3 çalarım bana bir oyun oynar gibi Frank Sinatra'dan New york New york çalıması bir tesadüf mü yoksa bu yukardan bir işaret mi? Bir türlü anlamadım.
Belkide asıl var olmam gereken sokaklarda yürüken Frank'ında dediği gibi bunun bir parçası olmak istediğimi haykırıyorum içten içe...
3 Aralık 2009 Perşembe
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








