13 Nisan 2014 Pazar

Love is blindness!

Ben çok küçükken buralardan çook uzaklardayken hep kaç tane evim olduğunu sayardım. Bir kendi, doğduğum evim, bir babaannemin evi, bir Türkiye'deki anneannemin evi, Bursadaki evimiz, babaannemlerin Bursa'daki evi... Ve sayar sayar bizim bir sürü evimiz var diyip ne kadar zengin olduğumuzu düşünürdüm. 

Şimdilerde de bir sürü evim var. Ama bu sefer zengin olduğumuzu hesaplamak için saymak yerine hangisinin gerçek evim olduğunu çözmeye çalışıyorum. Anlam karmaşası yaşıyorum. 

Oldum olası yer değiştirmekten sevmem ama işim gereği o kadar çok seyahat ediyorumki bazen ilk tanıştığım yüzler ailem, ilk defa yattığım yataklar yatağım oluveriyor. Özel hayatımda da işler böyle gitmeye başladı son 2 senedir. Her zamanki evimde yılın 5 ayı kardeşimle kardeş kardeş geçinirken, ayda 2 kere tonymin evine, yani 2. evime gidiyorum. Sonra elimden geldiğince Bursa'daki tony'min süper şahane ailesinin yanına yani 3. Evime gidiyorum. Ayda en az 1 kere biricik en yakınlarımı görmek için 2. Ailemin yanına daydayım tantiğim ve minik melomla buk'umun yanına yani 4.-5. evlerime yerleşiyorum. Zaman zaman kafayı dağıtmak için rahatlamak için gece dağıtıp eğlenip rahatlayıp huzurlu bir uyku çekmek için 6. evime yani Damilam'ın yanına gidiyorum. Yani Şebnem Ferah'ın şarkısında dediği gibi "taşırım dünyayı sırtımda, her yer benim evimdir."

Ama işte bazen anlam karmaşaları yaşıyorum dedim ya işte öyle bir güne uyandım bu sabah. Bir yanım gitmek istemiyor, hatta ilk dakikadan itibaren özelemeye başlıyor. Diğer yanımda annem annem diye iç çekiyor. 
Anlıcağınız bir acaip'im bu günlerde... Uzun süre seyahat etmesem diyorum ama toplantılar fuarlar hiç fırsat vermeyecek gibi...