Üzerine çamur sıçrasa da kirlenmeyen, her zaman güzel kalan, yoğunda geçse günü saçları bozulmayan, ruju içtiği kahve sayısına inat hala ilk saniyesindeymiş gibi dudağında kalan ve her ne garip tarza bürünse yakışan kızlara hep özenmşimdir. Ne yaparsam yapayım, ne sürersem süreyim gün içinde en az 3 kez tekrarlamasam gün sonunda bir canavara dönmüş, tarzım kaymış, insan içine çıkmaz bir hale geliyorum. Ve her bir yaş büyüdüğüm de ileride bu harika kadınlardan olacağım desem de ben hep aynı kalıyorum.
Bir de bu kadınların güzel mi güzel ama içi bir o kadar çürümüş insanlara da değinmeden edemeyeceğim. Göze hitap etsede ruha hitap etmeyen, yürüyüşünden tutun konuşmasına kadar çirkinlik akan, bir o kadar da ne yaptığını ne konuştuğunu bilmeyen, ilerleyen yaşına rağmen çiğ kalan fıstık hanımlar var.
Gün içinde ne kadar dağılırsam dağılıyım, ne kadar insan içine çıkamaz hale gelsem geleyim, ben ASLA o içi çürümüşlerden olmayacağım. Çünkü KARMA vardır.
Şu aralar bitkisellerle, orta doğu inançlarıyla iş gereği kafayı bozsam da evet! Karma hayatımızın içinde, taaaa göbeğinde. Ne Vişnu ne Krişna gerekiyor karma'nın var olması için.
Ne kadar zor olursa olsun bu çürümüşlere ve bulanıklarada sevgi vereceksin ki sana sevgi geri dönsün, paylaştıkça çoğalsın, kat be kat artsın. İnanın çok zor birşey... Denedim denemeye devam ediyorum olacak gibi değil fakat olmalı. Herşeyin bir düzen içinde devam etmesi ve herşeyin benim iyiliğimde doğru bir şekilde hareket etmesi için bu gerekli.
Zaman zaman öfke kontrolü işkencesi çeksem de bunu sevgiye çevirmek benim elimde. Acımak ve ona sevgi göstermek benim elimde. İnsanız hepimiz sonuçta böyle bir duyguyu oluşturabilmek böyle bir duyguyu beslemek çok zor olsa da yapmamız gereken şeylerden birisi bunlar... Kötüyü kabul etmiceksin, iyiyi göreceksin fark edeceksin... Belki kendini kandıracaksın ama güzellikler iyilikler sana gelecek. Kandıracaksın derken öyle her daim her hissin, vücudundaki her santim sinir düğmeleri açık olmıcak. Okuduğun, yazdığın, düşündüğün şeye konsantre olacaksın. Etrafını duymıcaksın. Şu aralar çektiğim sıkıntılardan biri de bu...
Algılarım fazlasıyla açık, buda işlerimi zorlaştırıyor. Her iş güzar şeyi kurcalayıp, olduğum yoldan kayboluyorum. Var olduğum noktadan aşağılara kayıyorum. Yapmamak lazım. Sevdiklerime de yaptırmamak lazım. Ama nasıl bilmiyorum...
Karma, şu aralar en çok düşündüğüm şey. Tekrar tekrar geriye dönmek istemiyorum. Sildiklerimi yok ettiklerimi tekrar hayatımda karşıma çıktığı zaman başa dönmeyi istemiyorum.İstemiyorum çünkü boşa enerji kaybı. Sabaha kadar açık bırakılmış musluk, elektriği açık unutulmuş bir oda gibi birşey bu.
Tüm enerjinin gereksiz yere gereksiz konulara akması, sürüklenmesi, odaklanamamak vs...
Bu hafta çok güzel bir hafta olacak benim için... Heleki annemlerle uzun süredir çıkmadığım yolculuk dönüşümü daha da bir muhteşem yapacak. Sağ elimle sol omzumdan atığım para bazılarına göre önemsiz bir adet olurken benim için başka başka serüvenlere atılacağım bir bilet olacak...
Ozaman bu kadar karamsarlıktan sonra yılışık bir şekilde bu yazıyı bitirmek istiyorum; ''Deliyim gözü kara deliyim, yakarım Romayı da yakarım ben:)) ''
Bir de bu kadınların güzel mi güzel ama içi bir o kadar çürümüş insanlara da değinmeden edemeyeceğim. Göze hitap etsede ruha hitap etmeyen, yürüyüşünden tutun konuşmasına kadar çirkinlik akan, bir o kadar da ne yaptığını ne konuştuğunu bilmeyen, ilerleyen yaşına rağmen çiğ kalan fıstık hanımlar var.
Gün içinde ne kadar dağılırsam dağılıyım, ne kadar insan içine çıkamaz hale gelsem geleyim, ben ASLA o içi çürümüşlerden olmayacağım. Çünkü KARMA vardır.
Şu aralar bitkisellerle, orta doğu inançlarıyla iş gereği kafayı bozsam da evet! Karma hayatımızın içinde, taaaa göbeğinde. Ne Vişnu ne Krişna gerekiyor karma'nın var olması için.
Ne kadar zor olursa olsun bu çürümüşlere ve bulanıklarada sevgi vereceksin ki sana sevgi geri dönsün, paylaştıkça çoğalsın, kat be kat artsın. İnanın çok zor birşey... Denedim denemeye devam ediyorum olacak gibi değil fakat olmalı. Herşeyin bir düzen içinde devam etmesi ve herşeyin benim iyiliğimde doğru bir şekilde hareket etmesi için bu gerekli.
Zaman zaman öfke kontrolü işkencesi çeksem de bunu sevgiye çevirmek benim elimde. Acımak ve ona sevgi göstermek benim elimde. İnsanız hepimiz sonuçta böyle bir duyguyu oluşturabilmek böyle bir duyguyu beslemek çok zor olsa da yapmamız gereken şeylerden birisi bunlar... Kötüyü kabul etmiceksin, iyiyi göreceksin fark edeceksin... Belki kendini kandıracaksın ama güzellikler iyilikler sana gelecek. Kandıracaksın derken öyle her daim her hissin, vücudundaki her santim sinir düğmeleri açık olmıcak. Okuduğun, yazdığın, düşündüğün şeye konsantre olacaksın. Etrafını duymıcaksın. Şu aralar çektiğim sıkıntılardan biri de bu...
Algılarım fazlasıyla açık, buda işlerimi zorlaştırıyor. Her iş güzar şeyi kurcalayıp, olduğum yoldan kayboluyorum. Var olduğum noktadan aşağılara kayıyorum. Yapmamak lazım. Sevdiklerime de yaptırmamak lazım. Ama nasıl bilmiyorum...
Tüm enerjinin gereksiz yere gereksiz konulara akması, sürüklenmesi, odaklanamamak vs...
Bu hafta çok güzel bir hafta olacak benim için... Heleki annemlerle uzun süredir çıkmadığım yolculuk dönüşümü daha da bir muhteşem yapacak. Sağ elimle sol omzumdan atığım para bazılarına göre önemsiz bir adet olurken benim için başka başka serüvenlere atılacağım bir bilet olacak...
Ozaman bu kadar karamsarlıktan sonra yılışık bir şekilde bu yazıyı bitirmek istiyorum; ''Deliyim gözü kara deliyim, yakarım Romayı da yakarım ben:)) ''
