8 Ocak 2010 Cuma
restraints are useless here,tasting salvation's near
Bir kaç gündür gene yazmak istiyorum ama yazacakalrımdan kaçıyorum.Çünkü ben bukadar karamsar,bukadar üzgün,dipte biri değilim.Hala finallerim bir yandan devam ediyor ve açıklanan sınavlarda da telafiye kalmışım.Gelde üzülme gelde kaygılanma:S
Ya resmen içimi dökmek için yazıyorum şu blogları.Kötü hissetiğimde aklıma geliyor yazmak.Çünkü yazarak rahatlıyorum.
İşte böyle bir günde otobüs yolculuğu yapmak ne kadar yaratıcı olabilir sence.Heleki mavi ama bulanık bir çift göz görmenin bende nasıl bir hayal gücü canlandırabilirki.Acaba bu adam neler yaşamışta gözlerinin feri gitmiş.Acaba umutlarını yitirmesi,hayallerinin kırılması,duygularının yıpranması mı bulanıklaştırmış yada gördüğü gerçeklerden kaçmak için mi etrafa bulanık bakıyor.Amma çok düşünüyorum,kendimi geçtim artık etrafı düşünmeye başladım.Kendime garip bir dünya kurmaya başladım.Yolda yürüken Tım burton filmlerindeki kareler gözümün önünden geçiyor,dinlediğim müzikten etkilenip bir klibin içindeymişim gibi hayal ediyorum kimi zaman.Okuduğum kitaptan etkilenince de ne otobüs ne tren hiç birşey farketmiyor şaşırdığımı,üzüldüğümü oracıkda pat diye döküveriyorum sanki kitap sayfaları arasında yaşıyormuşum gibi.Sanırım bu dünyam gittikçe büyüyor ve absürt bir hal alıyor.Tıpkı Alice'in harika sandığı yeraltı gibi.Büyüdükçede iç işleri karışıyor,İnsanlar sınırlarını zorluyor,sornada birden bakıyorumki patlamış içinden dışarı akıtıveriyor bütün sorunlu sıvılaşmış harfleri,kelimeleri,cümleleri...Tamda şuan bulunduğum odamda,karşımdaki teknolojinin yaratığına...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder