Sıcak bir kahve için kaynatılan suyun sesinin bu kadar huzurlu ve umutlu olduğunu düşünmemiştim.Derse oturmadan geceden kalma halimi düzeltmek için yapılabilcek en iyi şey olduğunu düşünmüştüm ama kanımda hala dolaşıp duran votkanın kahkaha attığını duydum birden.Sesler,kokular,düşler bunlar sanırım bizi yaşatan.Ölüm soğukluğu bedenimize girene kadar bunlardan asla birini yitirmeye niyetim yok.Yıllar önce piyano hocamın müzik kulağımın ne kadar kuvvetli olduğunu söylemesini hatırlıyorumda sanırım haklı.Seslere karşı aşırı duyarlıyım.Bu yeteneğimden memnunum...
Bir kere dinlediğim bir dizi ses yığınını tekrar dinlediğim zaman ne yaptığımı,ne zaman dinlediğimi,ne düşündüğümü,hangi kitabın hangi kısmını okurken dinlediğimi düşünmek hatıtlamakda ayrı bir huyum.Mutlaka hatırlamam gerek ne zaman dinlediğimi ne düşündüğümü nasıl bir anısı olduğunu.
Çocuk sesleri korkunçtur.Dayanamam ağlamalarına,vızırdamalarına.Vızıldama derken sinek vızıldamasından da nefret ettiğimi söylememe gerek yok.Ama boşa dönen plak vızıldamasını duymakda bir okadar dramatik melankolik hissetirir.Artic monkeys,fake tales of San Francisco'da hep yorgunum bir gecenin sabahında kulağımın dibinde çalıp beni uyandıran ve her seferinde huzurumun kaçırdığı için o sıcacık yatağımdan sevdiceğimin kollarından beni ayırdığı için küfretmiş olduğumu hatırlarım...Evet kötü şeylerde hatırlatığı oluyor.
Şimdi siz diceksiniz ki, yeni yılın ilk günü bu nasıl bir melankoli.Size söz sınavları geçtiğim an daha mutlu daha umutlu yazılar yazıcam.Hepsi sabah ki kahvenin suçu,bide bize böyle stressler yaşatan okulumun...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder