12 Ekim 2010 Salı

Love doesn't last to know

Sinema salonunu dolduran kalabalığın büyük bir çoğunluğu çoğu kez felsefik  filmlerden etkilenir ve hemen çıkışında filmle ilgili eleştiriler, yorumlar, ''işte benimde hayatım aslında böyle olmamalı'' lar duyulur.Tabi 2 gün sonrasında bunların hepsi unutulur ve sadece gidilesi bir film olarak kalır.
Film yeni vizyona girmiş olan 'ye dua et sev'.Eğlenceli, görüntüleriyle ve çekilen yerlerle ilginç gelebilecek türden bir film. Hissettirdiği ilk duygu hayatın aslında böyle olması gerektiği ve hayata aslında olduğu gibi değilde ayrıntılarıyla bakmak gerektiğiydi.Hayatın getirdiklerini tadın farkına varın idi. Hatta esneyen erkek arkadaşıma da kızmadım değil:)
Ama ilk yarıda öğrendiklerimin yetisiyle beyaz perde de değilde asıl o dakika olanlarla eğlenmeye başladım. Meditasyon sahnesinde çok güldüm çünkü aynı şeyleri bende hissetmiştim ve buna da sevgili tony şahit olmuştu.Nitekim gereksiz bir sırıtma oldu:) Daha sonra esneme m sevdiceğime kızmanın ne kadar anlamsız olduğunu gösterdi bana.Evet esnedim itiraf ediyorum=) Sonra beyaz perdeden yansıyan insanı ne yakışıklı yada güzel gösterebileceğini fark ettim.Herkes film hakkında yorumlar yaparken bizim renkli şekerlerle uydurduğumuz saçma ama bir o kadar da eğlenceli  oyunu oynamak yaramazlık yapmak gibi bir şeydi benim için.Normalde olması gereken ''hmmm aslında şu sahnede şunu şöyle yapsalardı şöyle olurdu'' yada ''hmm bence anlatılmak istenen bla bla bla.....''
İşte belkide hayatı olması gerektiği gibi değilde tahmin edilemeyen kısacası sürprizlerle yaşamak daha eğlenceli.Verileni alın ama sonra unutun:) 
Sonuçla bitirmek saçma geldi.Herhangi bir ironi yaratma yanlısı da değilim.


ciao:)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder