17 Nisan 2010 Cumartesi

jamais vu...


Şu aralar kafamı dolduran sadece garip ama bir o kadarda ilginç gelen karelerle doldurmaya başladım.Düşüncesizliğim farkındalığımı doğurdu.Chuck palahnuik okuduğumdan mı bilinmez kafamdaki o kareler gittikçe çoğalmaya başladı.Mesela hiç siz uyurken yanınızdaki yatanın boynundaki kan basıncının yaptığı oynamalara tanık oldunuz mu? Yada bir köpeğin sıçarken ki yüz ifadesindeki utanmaya...
Saçmalamıyorum sadece birşeylerin küçük de olsa farkında olmak ilginç...Tabi bunun yanı sıra sevgili chuck bunu bir güzel sayfalara döküp de bunları senaryolaştırması ve sonunda fight club diye mükemmel kült bir film yapabilmesindeki yeteneğe özenmiyor değilim.Ben bu kadar düşük devrik allak bullak cümlelerimle,belkide allak bullak inişli çıkışlı hayatımdan olsa gerek karma karışık bloglarımı yazarken keşfedilmeyi beklemem saçma olur tabi.Ama oralarda bir yerlerde benim kafamın içindekini görebilmeyi başarabilcek birilerinin olabilceğini hayal ediyorum yada umuyorum.
Bir kaç saat öncesine kadar iç çamaşırına kadar kedi sidiği ile cebelleşen,dolmuşta en arka köşede suratını kapayarak saklanmaya çalışan ben fiziken arınmak için banyoda soluğu almışım.Ya peki ruhu? O nasıl arınıcaktı.Onca yaşanmışlık,görülenler,şahit olduklarım.Sanırım ganj nehrine doğru bir yolculuk yapmam gerekecek.He birde susmayıda bilmek gerekiyor tabi bazen.İçine atmayı,düşünmeyi söylememeyide.
Lanetinizi üzerimden çekin artık lüften!Kafamdaki karelerin netliği ve saçmalığı canımı sıkmaya başlıyor.En azından yarının düzgün bir gün olmasını ümid ediyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder