Her defasında söyleyeceklerini aynanın karşısında pratik yaparaken kendini bulmak sonrada bir türlü anlatamamak.Beyninin içini kemiren cümleler,rüyalarında kullandığın replikler...
Bazen düşlersin diyaloğu tam onun karşısındayken,söylemen gerekenleri olduğu gibi söylersin sonra ÇAT diye sahne kesilir ve gerçek dünya ya dönersin ya öyle birşey bu.Dışardan bakarsın olanlara dudaklardan dökülenlere olduğu gibi olması gerektiği gibi yanlış yada doğru akıp gidiverir.Zaman zaman yazıyada dökülür.Yanlış,yalan dolan yada kendisine göre haklıda olsa yazılması gerektiği gibi.Susmak dediğimede bakmayın.Bir konuştum mu ohooo susturmakda mümkün değil.Yeter artık sus dedirttiririm ben adama.Her telden konuşurum.İşte bazen susmak gerektiğinide öğrenmem lazım.İçimi kemirmesine,rahatsız etmesine,gırtlağımı gıdıklamasına rağmen.
Ya konuşsamda ne farketcek ki.Herkez alması gerektiğini anlıcak,aslında söylemek istediğimi anlamamazlığa gelicek.Sonra nolcak hoooooop gene başa döncez.
En iyisi susmak.Heryerde herşeyde.

Belki de susmak ve o duruma konu olan insanların senin hissettiklerini zaten çoktan bildiği şeyleri inkar etmek yerine, yüzleştirildiğinde söylediklerinin arkasında durmak ve ortada bir hak varsa onu korumak gerekiyordur...
YanıtlaSil