Ben hayatıma baktığım da hep bir müzikalde yaşadığımı görüyorum.Her zaman her yerde her adımında uyurken, uyanıkken,gezinirken,ağlarken her zaman müzik var etrafımda kulağımda...Vasiyetimdir cenazemde de şu zenci jazz şarkıcılarının törenleri gibi müzikli bir uğurlayış olsun.Her türlü duruma uygun kafamda bir müzik listem vardır.Nasıl yaaa derseniz şöyle;
Güne başlarken Jamie cullum cover'ı ''Please don't stop the music'' ile başlarım Rihanna'nın çığırması sabahları ağır kaçabiliyor.Okul yolunda uyuyabilmek için hafif bir şeyler açmak için elim ilk Jason Mraz'ın Bella luna'sına gidiyor ki ilerde ne yapıp edip düğün şarkımı Bu parça yapıcam:D O zamana kadar şarkı eskimez ise tabi:))Bir arkadaşımla buluşcağım zaman hele ki o şahıs etkilemem gereken biri ise buluşma yerine varmadan bir iki dakika önce Pussycat dolls'ın ''buttons''ını yada ''I don't need a man'' ini dinliyorum.Sapıklıktan değil tamamen öz güvenimi canlandıran bir parça olmasından.Kendimi oradaki kliplerden fırlamış fıstıklar gibi hissedebiliyorum.
Hayatımı müzikal gibi yaşamanın yanı sıra kafamda uzun süren okul yolculuklarında bir dolu senaryo uydurup ona uygunda bir soundtrack yapıyorum.Dramatik sahneler de oluyor beynimde,süper mutlu aşk dolu sahnelerde, yada çılgın parti kızı koreografileri de.Bu senaryolar yaşadığımda eğer bilincim yerinde değilse bu yazıyı okuyanların yakınlarıma bildirmeleri rica olunur.
Dramatik hikayelerde bir hastane odasında yoğun bakımda şu camekan odanın içindeki yatakta iki seksen yattığım zaman fonda the weepies ''Love doesn't last know'' çalıyor.Zaten şarkı başlangıcında otomatik oksijen pompası sesi geliyor.Tam öyle bir sahnede konulur o şarkı.Ve kız ölür acılar içinde arkasında ailesini arkadaşlarını bırakır.Yavaş yavaş hoparlörden gelen ses ( hakkınızı helal ediyor musunuz değil tabi ki, o konuda şüphelerim var:)) christina aguilera ''walk away''. Nereden çıktı bu striptiz müziği demeyin beni soyup soğana çevirmiş birde sunuma hazır ağzında portakal olan ördeğin daha acı versiyonu gibi pamuk işleminde geçmiş olup beni taş gibi görebilen insanlara sürpriz olarak ancak bu şarkıyı koyabilirim:D Ya bence çok hüzünlü bir şarkıdır o.Bazen bu şarkıyı kumaş siyah pantolon beyaz gömlek kafamda fötr şapka herhangi bir barda söylerken buluyorum.Tabi o sırada şarkının gidişatıyla beraber şapka bir yana gömlek bir yana oluveriyorum kafamda.Hiç umutlanmayın sadece kafamda=) Ama bakarsınız bir gece kafayı fena bulur o halde girdiğiniz sahnede beliriverir im.
Gece eğlencelerinin müzik listesine el atmışken dans pistinde beni kaybetmiş eski bir dostumu gördüğümde neler kaçırdığını fark edebilmesi için piste atıldığımda her zaman muse ''Super massive black hole'' çalıyor. Yada gecenin ilerleyen ve alkolün tavan yaptığı durumlarda justin & ciara ''love sex magic''. Yada birden eski gece kulüplerinin birinde barın tam üstünde cher ''burlesque'' söylerken buluyorum. Hop kızım bu kadar da ilerleme artık deyip usturuplu kendi halinde bir rock yıldızı olup sahnede coşarken hep ama hep paramore ''misery bussines'' söylüyorum. ''Ignorance'' parçasıyla sahne önünde beni izleyen benle olmadığı için pişmanlık duyan kişilere laf sokarcasına bağıra çığıra ''Ignorance is your new best friend'' diyorum.
Geçenler gittiğim maroon 5 konserinde hep hayal ettiğim gibi sahne önündeydim. Aylardır yeni albümlerini dinliyorum ve her gözlerimi kapadığımda ''Hands all over me'' şarkısında sahneye çıktığımı ve adamla dans ettiğimi ve şarkıda dediği gibi ellerimin üzerinde olduğunu hayal ettim.Bir ara sahnedeyken bakalım bu gece aranızdan kim şanslı sahneye çıkacak dediğinde aha secretlarım tuttu dedim ama baya has-ecret oldu.
Düğünümde çağırdığım canlı müzik grubuyla önceden ayarlı bir düet yaparken buluyorum her Jason mraz ''lucky'' dinlediğimde. Hatta yetenekli müstakbel eşim birden düetin ortasına kendini atıyor onla düet yapıyoruz.Olmayacak bir şey değil.
Taksimde gezerken bol aksiyonlu Beyoğlunda fonda bir dolu şarkı çalarken benim play list'im de Avenged sevenfold - scream çalıyor.Çünkü o dakika beynimdeki senaryoda bir savaş alanın ortasında kalıyorum yakışıklı Thor'umun beni kurtarmasını bekliyorum yada şu Beyoğlu sapıklarının kafalarının uçtuğunu zevkle izliyorum.Hak ediyorlar yani ne yapabilirim.Uslu durup insan olsunlar azcık.Taksim gecelerine hazırlanırken Flashdance 'in en sevilen parçası ''She's a maniac on the floor'' diye havaya girmem de cabası.
Romantik sahnelerimde var.Mesela meg ryan keanu reeves filmindeki ayrılık sahnesinde civil wars ''poison and wine'' çalıyor benim için. Yada pişman olup geri dönmek isteyen sevgiliye Candan Eçetinden tam anlamıyla ''git'' şarkısını yolluyorum. Kıskançlık yapana da rent müzikalinin en sevimli ikilisinden ''take me or leave me'' parçasını yollamayı bir borç bilirim. Romantik bir buluşmada da leonard cohen'den ''dance me to the end of love'' ( civil wars cover'ı tercih edilir.) Daha öncede bunla ilgili bir yazım olmuştu ama tekrar söylemeden edemeyeceğim kliniğimin sokağında da Frank Sinatra'dan ''Newyork Newyork'' dinlemeden edemiyorum.
Bekarlık sultanlık zamanlarımda da her şeyi dinlediğim gibi özellikle Match box twenty eski solisti Rob Thomas'tan ''I don't wanna lonely'' diye çığırıyorum.Her zamanki yeni yıl şarkımda Gene Rent müzikalinden ''seasons of love'' parçası oluyor.
Daha her adımında her duygusal burhanlarıma her mutlu oluşuma her çılgınlık yapabilceğim ana her stresle boğuştuğum anlara uyuduğumda uyandığımda her daim kafamın içindeki müziklerden biraz olsun haberiniz olsun istedim.Bir gün başı boş gezerken ve arkamdan bağırdığınız zaman bu kız neden dalgın demeyin kim bilir hangi sahnede hangi karaktere bürünmüş hangi şarkıyı söylüyorumdur. Buradan sevgili Çağatay ateşe de yaptığı mükemmel çalışmadan ötürü teşekkürlerimi bir borç bilirim.Ölene kadar üzerimde taşıyacağım belkide müzikle aramdaki bağı kuvvetlendirecek bir iyilik yaptı benim için...
PS: hayallerimi soundtrackleriyle beraber okuyun lütfen=))
Güne başlarken Jamie cullum cover'ı ''Please don't stop the music'' ile başlarım Rihanna'nın çığırması sabahları ağır kaçabiliyor.Okul yolunda uyuyabilmek için hafif bir şeyler açmak için elim ilk Jason Mraz'ın Bella luna'sına gidiyor ki ilerde ne yapıp edip düğün şarkımı Bu parça yapıcam:D O zamana kadar şarkı eskimez ise tabi:))Bir arkadaşımla buluşcağım zaman hele ki o şahıs etkilemem gereken biri ise buluşma yerine varmadan bir iki dakika önce Pussycat dolls'ın ''buttons''ını yada ''I don't need a man'' ini dinliyorum.Sapıklıktan değil tamamen öz güvenimi canlandıran bir parça olmasından.Kendimi oradaki kliplerden fırlamış fıstıklar gibi hissedebiliyorum.
Hayatımı müzikal gibi yaşamanın yanı sıra kafamda uzun süren okul yolculuklarında bir dolu senaryo uydurup ona uygunda bir soundtrack yapıyorum.Dramatik sahneler de oluyor beynimde,süper mutlu aşk dolu sahnelerde, yada çılgın parti kızı koreografileri de.Bu senaryolar yaşadığımda eğer bilincim yerinde değilse bu yazıyı okuyanların yakınlarıma bildirmeleri rica olunur.
Dramatik hikayelerde bir hastane odasında yoğun bakımda şu camekan odanın içindeki yatakta iki seksen yattığım zaman fonda the weepies ''Love doesn't last know'' çalıyor.Zaten şarkı başlangıcında otomatik oksijen pompası sesi geliyor.Tam öyle bir sahnede konulur o şarkı.Ve kız ölür acılar içinde arkasında ailesini arkadaşlarını bırakır.Yavaş yavaş hoparlörden gelen ses ( hakkınızı helal ediyor musunuz değil tabi ki, o konuda şüphelerim var:)) christina aguilera ''walk away''. Nereden çıktı bu striptiz müziği demeyin beni soyup soğana çevirmiş birde sunuma hazır ağzında portakal olan ördeğin daha acı versiyonu gibi pamuk işleminde geçmiş olup beni taş gibi görebilen insanlara sürpriz olarak ancak bu şarkıyı koyabilirim:D Ya bence çok hüzünlü bir şarkıdır o.Bazen bu şarkıyı kumaş siyah pantolon beyaz gömlek kafamda fötr şapka herhangi bir barda söylerken buluyorum.Tabi o sırada şarkının gidişatıyla beraber şapka bir yana gömlek bir yana oluveriyorum kafamda.Hiç umutlanmayın sadece kafamda=) Ama bakarsınız bir gece kafayı fena bulur o halde girdiğiniz sahnede beliriverir im.
Gece eğlencelerinin müzik listesine el atmışken dans pistinde beni kaybetmiş eski bir dostumu gördüğümde neler kaçırdığını fark edebilmesi için piste atıldığımda her zaman muse ''Super massive black hole'' çalıyor. Yada gecenin ilerleyen ve alkolün tavan yaptığı durumlarda justin & ciara ''love sex magic''. Yada birden eski gece kulüplerinin birinde barın tam üstünde cher ''burlesque'' söylerken buluyorum. Hop kızım bu kadar da ilerleme artık deyip usturuplu kendi halinde bir rock yıldızı olup sahnede coşarken hep ama hep paramore ''misery bussines'' söylüyorum. ''Ignorance'' parçasıyla sahne önünde beni izleyen benle olmadığı için pişmanlık duyan kişilere laf sokarcasına bağıra çığıra ''Ignorance is your new best friend'' diyorum. Geçenler gittiğim maroon 5 konserinde hep hayal ettiğim gibi sahne önündeydim. Aylardır yeni albümlerini dinliyorum ve her gözlerimi kapadığımda ''Hands all over me'' şarkısında sahneye çıktığımı ve adamla dans ettiğimi ve şarkıda dediği gibi ellerimin üzerinde olduğunu hayal ettim.Bir ara sahnedeyken bakalım bu gece aranızdan kim şanslı sahneye çıkacak dediğinde aha secretlarım tuttu dedim ama baya has-ecret oldu.
Düğünümde çağırdığım canlı müzik grubuyla önceden ayarlı bir düet yaparken buluyorum her Jason mraz ''lucky'' dinlediğimde. Hatta yetenekli müstakbel eşim birden düetin ortasına kendini atıyor onla düet yapıyoruz.Olmayacak bir şey değil.
Taksimde gezerken bol aksiyonlu Beyoğlunda fonda bir dolu şarkı çalarken benim play list'im de Avenged sevenfold - scream çalıyor.Çünkü o dakika beynimdeki senaryoda bir savaş alanın ortasında kalıyorum yakışıklı Thor'umun beni kurtarmasını bekliyorum yada şu Beyoğlu sapıklarının kafalarının uçtuğunu zevkle izliyorum.Hak ediyorlar yani ne yapabilirim.Uslu durup insan olsunlar azcık.Taksim gecelerine hazırlanırken Flashdance 'in en sevilen parçası ''She's a maniac on the floor'' diye havaya girmem de cabası.
Romantik sahnelerimde var.Mesela meg ryan keanu reeves filmindeki ayrılık sahnesinde civil wars ''poison and wine'' çalıyor benim için. Yada pişman olup geri dönmek isteyen sevgiliye Candan Eçetinden tam anlamıyla ''git'' şarkısını yolluyorum. Kıskançlık yapana da rent müzikalinin en sevimli ikilisinden ''take me or leave me'' parçasını yollamayı bir borç bilirim. Romantik bir buluşmada da leonard cohen'den ''dance me to the end of love'' ( civil wars cover'ı tercih edilir.) Daha öncede bunla ilgili bir yazım olmuştu ama tekrar söylemeden edemeyeceğim kliniğimin sokağında da Frank Sinatra'dan ''Newyork Newyork'' dinlemeden edemiyorum.
Bekarlık sultanlık zamanlarımda da her şeyi dinlediğim gibi özellikle Match box twenty eski solisti Rob Thomas'tan ''I don't wanna lonely'' diye çığırıyorum.Her zamanki yeni yıl şarkımda Gene Rent müzikalinden ''seasons of love'' parçası oluyor.
Daha her adımında her duygusal burhanlarıma her mutlu oluşuma her çılgınlık yapabilceğim ana her stresle boğuştuğum anlara uyuduğumda uyandığımda her daim kafamın içindeki müziklerden biraz olsun haberiniz olsun istedim.Bir gün başı boş gezerken ve arkamdan bağırdığınız zaman bu kız neden dalgın demeyin kim bilir hangi sahnede hangi karaktere bürünmüş hangi şarkıyı söylüyorumdur. Buradan sevgili Çağatay ateşe de yaptığı mükemmel çalışmadan ötürü teşekkürlerimi bir borç bilirim.Ölene kadar üzerimde taşıyacağım belkide müzikle aramdaki bağı kuvvetlendirecek bir iyilik yaptı benim için...
PS: hayallerimi soundtrackleriyle beraber okuyun lütfen=))

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder